Çocukların öğrenme süreçlerinde pasif olmadıklarını biliyoruz artık. Her yeni bir öğrenme, çocukların da aktif olarak sürece dahil olmasıyla başlar. Daha açıklayıcı olmak kaydıyla, çocuklar her zaman çevrelerindeki uyaranların ve tepkilerin farkındadırlar. Böylelikle büyüme süreçlerinde de bu uyaranlara verilen tepkileri hem taklit ederek hem de mizaçlarıyla harmanlayarak kendi kişisel tepkilerini geliştirirler.

Duygularımız dünyaya geldiğimiz andan itibaren en kolay iletişim kurma yollarından biri olduğu için, duygu gelişimimiz doğduğumuz andan itibaren başlar. Örneğin bir bebeğin acıktığında bunu ağlayarak ifade etmesi, duyguların iletişimdeki rolünün en temel örneklerinden biridir. Aynı zamanda duygu gelişimi, kültürel bağlamla birlikte bir sosyal etkileşim içerir (Saarni, 2011). Bu sebeple, duygular evrimsel bir değere sahiptir. İçinde bulunduğumuz sosyal çevrelerde, ihtiyaç duyduğumuz anlarda fiziksel ve sosyal desteğin bize sağlanmasında işlevseldirler. Aynı zamanda korku ve öfke gibi, ileride de negatif diye adlandıracağımız duygularımız, bizim hayatta harekete geçmemizi ve tehlikelerden korunmamızı sağlar. 

Temelde duyguları “ana/temel” ve “karmaşık” olarak ayırıyoruz. Aslında toplamda kaç tane temel duygu olduğu tartışmalı bir konu olsa da 6 tanesinde kesin olarak anlaşmaya varılmaktadır, bunlar: “Sevinç, üzüntü, şaşkınlık, öfke, korku ve iğrenme” (Ekman, 1999). Ana duygular anlaşılacağı üzere evrenseldirler (herkes tarafından kolayca anlaşılırlar). Karmaşık diye nitelendirilen duygular ise “suçluluk, utanma, kıskançlık ve gurur” gibi, uyaranları kültürden kültüre değişiklik gösterebilen duygulardır. 

Temel Duyguların Gelişimi

Pozitif Duygular:

Genel Gülümseme: Bebekler doğduğu andan itibaren gülme refleksine sahiptir. 

Sosyal Gülümseme: Bebekler, bilinçli olarak gülümsemeye 2 ve 3 aylıkken başlarlar. 

Kahkaha: Yaklaşık 3, 4 aylıkken bebekler bilinçli olarak kahkaha atmayı öğrenirler.

Negatif Duygular: 

Genel Stres: Bebekler doğduğu andan itibaren; açlık, ateş çıkması, tıbbi durumlarda ve temel ihtiyaçlarının giderilmesini genel stres ile ifade ederler.

Üzüntü: Bebekler 2 veya 3 aylıkken, özellikle, sevdikleri bir şeyin ortadan kaldırılması ve bakım-verenlerinden uzaklaştıkları anda yansıtmaya başladıkları duygudur.

Öfke: 4 ya da 6 ay civarında gelişen duygudur. Bebekler artık istemedikleri durumlarda öfkelerini yansıtmayı öğrenmişlerdir. 

Korku: Yaklaşık 6. Ay civarında, yeni oyunlar keşfederken geliştirilen duygu. 

Yabancı kaygısı: Yaklaşık 8 aylıkken bebeklerde gelişen bir kaygı türüdür. Tanımadıkları bir yetişkinin yanında ağlamaya başlamaları ve hemen ebeveynlerine ulaşmak için yeltenmeleri şeklinde yansıtırlar. 

Karmaşık Duyguların Gelişimi

Kıskançlık, gurur, utanç, suçluluk gibi duygular 18 ve 24 aylık dönemde, bebeklerin “kendilik algıları” geliştikçe gelişen duygulardır. Bunun nedeni çevreden gelen beklentileri karşılayıp karşılayamamaya bağlı olarak gelişirler. Kültür spesifik oldukları için, bu beklentiler kültürden kültüre değişiklik gösterir.

Duygu Regülasyonu/Öz Denetim

Duygu regülasyonu/ düzenlemesi ya da öz denetim genel olarak, kişilerin çevresel uyaranlara çeşitli duygularla kontrollü bir şekilde yanıt verme yeteneğini tanımlar (Panfile & Laible, 2012).  Duygu düzenleme becerisi hayat boyu gelişen bir beceridir.  24 aylıkken çocuklar bilinçsiz olarak duygularını kontrol edebilirler. Ancak 3 yaşından itibaren bir yetişkininki kadar iyi duygularını düzenleyebilirler. Duygu düzenlemek her bireyde (ve doğal olarak çocukta) farklı olarak gelişebilir. Yani bazı çocuklar duygularını çok iyi kontrol edebilirlerken, bazı çocuklar bu konuda çok becerikli olamayabilirler. Duygu düzenleme önemli bir gelişimsel bir dönüm noktasıdır (Calkins, Smith, Gill ve Johnson 1998). Araştırmalar, duygularını düzenleme becerisine ulaşamayan veya geliştiremeyen çocuklar için güçlü olumsuz sonuçlar olduğunu gösteriyor. Özellikle sosyoekonomik düzeyi yüksek olan aileleri çocuklarında, duygu regülasyonunun gelişmemesi, ileriki dönemlerde düşük akademik başarılarla ilişkilendirilmektedir. Yani duyguları üzerinde sağlam kontrolü olmayan bir çocuk, akademik olarak düşük başarı gösterme eğilimindedir. 


KAYNAKÇA:


Calkins, S.D., C.L. Smith, K.L. Gill, and M.C. Johnson. 1998. Maternal interactive styles across contexts: Relations to emotional, behavioral and physiological regulation during toddlerhood. Social Development. 7, 350-369

Ekman, P. (1999). Basic emotions. Handbook of cognition and emotion, 98(45-60), 16.

Panfile, T. M., & Laible, D. J. (2012). Attachment Security and Child’s Empathy: The Mediating Role of Emotion Regulation. Merrill-Palmer Quarterly, 58(1), 1–21. https://doi.org/10.1353/mpq.2012.0003

Saarni, C. (2011). Emotional development in childhood introduction and subject. Retrieved from http://www.child-encyclopedia.com/sites/default/files/textes-experts/en/638/emotional- development-in-childhood.pdf