Dissosiyatif Kişilik Bozukluğu Nedir?

     Dissosiyatif bozukluk aynı kişide birden fazla kişiliğin varlığı olarak tanımlanmaktadır. Bu bozukluk “çoklu kişilik bozukluğu” olarak da bilinmektedir. Amerikan Psikiyatri Birliği (2013), DSM-5’te dissosiyatif bozukluğu aşağıdaki gibi tanımlamıştır:

   “Dissosiyasyon; bilinç, bellek, kimlik ya da çevresel algının entegre olmuş işlevlerinin kopmasıdır. Bilincin bütünleşmiş işlevlerinde, bellek, kimlik veya çevrenin algılanmasında bozukluk olması durumu olarak da ifade edilmektedir. Dissosiyasyon ani ya da aşamalı başlayabilmekte, geçici ve kronik olabilmektedir.”

       Dissosiyatif bozukluklar DSM-5’e göre dört başlık altında incelenmektedir. Sırayla bu dört başlığı açıklayalım. İlk olarak Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu, erken dönemde başlayan çocukluk travmaları sonucu oluşan, kendine zarar verme eğilimi, öfke nöbetleri, bilincin kesintiye uğraması, intihar girişimi ile paralel bir bozukluktur. Bu kişiler de süreğen olarak bir veya birden fazla kişiliğin ortaya çıkması, bunların hayatına kısa ya da uzun süre belirli aralıklarla hakim olması, bu karakterlerin birbirini tanımaması ve bu alter kişilikler arasında bir anda kaymalar yaşanması bu bozukluğun temel özellikleri olarak bilinmektedir. İkinci olarak Dissisiyatif Amnezi ise kişinin geçmişini ya da yaşamının bir bölümünü hatırlayamadığı nadir görülen bir bozukluktur. Üçüncü başlık olan Depersonalizasyon- Derealizasyon Bozukluğuna baktığımızda ise depersonalizasyonda kişi; yüzü, benliği, bedeni ve duyguları gibi özelliklerin kendisine ait olmadığını düşünmektedir. Derealizasyonda ise genel olarak kişinin kendi çevresinden ayrılmasıyla ya da gerçek olmama duygusu gibi davranışlar görülmektedir. Son olarak Tanımlanmamış Dissosiyatif Bozukluğu incelediğimizde; bozukluklar içerisinde bulunan tanı ölçütlerini karşılamayan özellikle işlevsellikte belirgin düşmeye neden olan dissosiyasyon durumlardır.

      Dissosiyatif bozukluklarla ilgili yapılan çalışmaların bulgularını incelediğimizde en sık görülen psikiyatrik bozukluklar arasında yer aldığı görülmektedir. Yine başka bir çalışmada; erken dönem çocukluk çağı travmaları, çocuk yetiştirmede kullanılan yanlış stiller, çocukluk dönemindeki stres verici olayların şiddeti ve sıklığı, çevre koşullarının uygunsuzluğu gibi faktörlerin dissosiyatif bozukluğu tetiklediği bulunmuştur. Son olarak başka bir araştırmada ise stres ve travmaya bağlı olarak artmakta olan bu hastalık, psikiyatri hastaneleri başvuruları arasında kadınlarda 5-9 kat daha sık karşılaşılmakta olup çoğunlukla geç ergenlikle erken erişkinlik döneminde görülmektedir. 

     Dissosiyatif bozukluk "Split, Black Swan, Fight Club, Identity, Beyza’nın Kadınları" gibi filmlere de konu olarak insanlarda bu bozukluk ile ilgili merak duygusu uyandırmıştır. Ülkemizde de dissosiyatif bozukluklara ilişkin yapılan epidemiyolojik çalışmalar oldukça sınırlıdır ve farklı örneklem gruplarıyla yeni çalışmaların yapılması gerekmektedir.

 Kaynakça:

Derin, G., & Öztürk, E. (2018). Dissosiyatif Bozukluklar ve Sınırda (Borderline) Kişilik Bozukluğunda Ruhsal Travma. Bartın Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi , 3(3), 29-41. 

BALCIOĞLU, Y. H., & BALCIOĞLU, İ. (2018). Dissosiyatif Bozuklukların Tanımı ve Tanı Ölçütleri. Turkiye Klinikleri Psychology-Special Topics, 3(3), 8-13.

 

Şar, V. (1998). Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu:Tanı ve Nozolojik Sorunlar. Klinik Psikiyatri Dergisi , 13-21. 

 

Ertan, T. (2008). Psikiyatrik Bozuklukların Epidemiyolojisi. Türkiye'de Sık Karşılaşılan Psikiyatrik Hastaliklar Sempozyumu , 25-30.