Todd Philips tarafından yönetmenliği yapılan 2019 yapımı film Joker büyük beğeni topladı.  Filmde sınıfsal farkın yarattığı gerilim ve sınıfsal farkın giderek açılması nedeniyle artan yolsuzluk eleştirilmektedir. Bu yazımızda filmin sonlarına doğru tanıdığımız Arthur Fleck’in karakter analizini ve muhtemel psikolojik rahatsızlıklarını yorumlayacağız. Öncelikle Arthur’u orta yaşlı, annesiyle yaşayan yalnız bir adam olarak görüyoruz film boyunca. Başarısız bir palyaço olarak çalıştığı işine ihtiyacı olmasına rağmen, yaptığı işi sevmiyordu. Hatta daha ilk sahneden, mesleğinin gerektirdiği ruh haliyle hiç uyuşmayan içsel duruma sahip olduğunu fark etmemek mümkün değil. Bunun yanında film içerisinde terapistine, sürekli olumsuz düşüncelere sahip olduğunu ve çok mutsuz olduğunu söylüyor.

En büyük hayali bir komedyen olmak olan Arthur, aslında bu konuda da oldukça başarısızdır. Öte yandan kendisinde çok fazla onay arayıcılık ve başkaları tarafından sevilme arzusu mevcut. Başkaları tarafından dışlanması onu daha savunmasız hale getiriyor ve daha da içine kapanmasına neden oluyor. Tüm bunlar kendisini değersiz ve yalnız hissetmesine neden oluyor. Ayrıca, kendilik algısı da belirsizdir, bu da öz sevgisini azaltan ve gerçek dünya ile fantezilerini / hayallerini ayırt etmesini zorlaştırmakta. Filmin bir bölümünde komşusuyla birlikte yaşadığı şeylerin hayal olduğunu da anlamaktayız. Kendisinin aynı zamanda, aşırı stres anında kahkahalar atmasına neden olan nörolojik bir rahatsızlığı da var. Muhtemelen küçükken yaşadığı bir kafa travması nedeniyle (annesinin şiddetine maruz kalmaları sebebiyle), duygularımızı uygun ifade etmemizde önemli bir görevi olan prefrontal kortekse aldığı darbenin yarattığı bir durum olabilir. Durumu tetiklendiğinde kahkahasını kontrol edemiyor ve bazen atakları o kadar sinir bozucu ve rahatsız oluyor ki gülerken ağlamaya başlıyor. Kahkahası da ruh haliyle uyuşmuyor doğal olarak. Aynı şekilde, gülmeleri bir yerden sonra fiziksel olarak onu çok rahatsız eden öksürük ve boğulma hissine neden oluyor.

Genel olarak baktığımızda, uyumada zorluk, iştahsızlık, sürekli kötü ruh hali ve olumsuz duygu düşüncelerle ve başkalarına zarar verme eğilimleriyle, Arthur Fleck’in psikoz semptomlarıyla gelişen majör depresyona ve antisosyal kişilik bozukluğuna sahip olduğunu söyleyebiliriz.

What's Eating Gilbert Grape, Zindan Adası ve Whiplash film analizlerimizi okumak isterseniz ilgili linklere tıklayabilirsiniz. Keyifli okumalar dileriz.