Narsisizm; dünden bugüne psikoloji alanında sıklıkla incelenen ve merak duyulan bir konu olmuştur. Narsisizm terimi, bir Yunan efsanesine dayanmaktadır. Efsane Antik Yunan’da, son derece yakışıklı ama bir o kadar da kibirli genç bir delikanlıya uzanır. Çevresindeki hemen herkese kaba ve kırıcı davranan, muhataplarını kendisine layık görmeyen, sevenlerini aşağılayan jönümüzün adı Narkissos’tur. Narkissos’un bu kibirli ve kırıcı davranışlarını gören Tanrılar, Narcissus’a bir ceza vermeye karar verirler.

 

              Günün birinde sudaki aksine bakan delikanlı, gördüğü bu güzelliğe aşık olur. Her gün su kenarına gelir, sudaki yansımasına bakarmış. Ama ne ulaşmak ne sarılmak mümkün değilmiş. Yansımasına olan umutsuz aşkı yüzünden, acısından kederinden hastalanarak günden güne mum gibi erimiş. Hikayenin sonunda da aynı su kenarında ölmüş. Tanrılar tanrısı Zeus, kibrinden yanına varılmayan tiplere ibret olsun diye onu güzel kokulu, çiçek açan ama yalnızlığa mahkum bir bitki haline getirmiş: Nergis çiçeği (Narcissus).

 

              Narsisizm psikoloji alanında normal ve patolojik narsisizm olmak üzere iki düzeyde ele alınmaktadır. Bireyin kendine verdiği değerin ve kendine yönelik önemseme duygusunun en yüksek seviyede olması ve başkalarından gelen kendisine yönelik geri bildirimlerin kendisini etkilemesine izin vermediği durum normal narsisizm olarak tanımlanmaktadır (Rozenblatt, 2002). Patolojik narsisizmde ise birey içsel süreçlerinde benliğini sağlam tutabilmek adına başkalarının geri bildirimlerine aşırı ihtiyaç duyarken bu duygusunu dışarıya tamamen zıt bir tavırla yansıtır, kendine karşı sonsuz özgüvenli ve başkalarından gelen geri bildirimleri önemsemez bir tavır takınmayı yeğler (Kernberg, 1975). Kişilik bozukluğu çerçevesinde tanımlanan narsisizm, Narsistik Kişilik Bozukluğu adını almakta ve bireyin kendini olduğundan da önemli olarak algılayıp aşırı beklentiler içerisinde aşırı beğenilme ve onaylanma ihtiyacı hissettiği ve eşduyum yapmaktaki yetersizliği ile kavramlaştırılan kişilik yapısıdır (Kohut, 1977).

              Narsisistik bireyler; kendilerinin çok önemli olduğu duygusunu taşırlar. Sınırsız başarı, güç, zeka ve güzellik hayalleri kurarlar. Özel ve eşi bulunmaz biri olduklarına, ancak kendileri gibi özel insanlarla arkadaşlık edebileceklerine inanırlar. İlişkilerinde kabul görmeye, sevilmeye dair yoğun bir ihtiyaç hissederler. Güzellik, başarı, zeka gibi sahip oldukları değerler, diğer insanlar tarafından onaylanmayınca hayal kırıklığı yaşar ve yaşamdan keyif alamaz hale gelirler.

               İş ve arkadaşlık ilişkilerini daha az sorunla yürütebilseler de, en ciddi sıkıntıyı romantik ilişkiler içerisinde yaşarlar. Bu kişiler, partnerlerini aşağılama ve kendilerini üstün görme eğilimindedirler. Ancak partnerlerinin güzel, çekici, başarılı ya da ünlü olması gibi, hayranlık uyandırıcı özelliklere sahip olmasını beklerler. Çünkü partnerlerinin bu özelliklere sahip olmasını, kendi mükemmel oluşlarının bir kanıtı gibi deneyimlerler. Partnerlerinin istek ve ihtiyaçlarına saygı duymazlar, iç dünyalarına dair bir merak hissetmezler. Kendi özelliklerine dair hayranlık duyulduğunu görmeye sürekli bir ihtiyaç duyarlar. Ulaşamadıkları bir insanla karşılaştıklarında, çok tutkulu bir aşık haline gelebilirlerken; o insanla bir ilişkiye başladıklarında ilgilerini kaybedip, sıkılabilirler. Terk edilmeye ve reddedilmeye karşı oldukça hassastırlar. İncindikleri durumlarda partnerlerini affetmek yerine onlardan uzaklaşma eğiliminde olurlar. Hayran olunmaya muhtaçlardır ve bütün ilişkilerini bu ihtiyaç üzerinden kurarlar. Karşısındakinin verdiği şeylere şükran duymaz, kendisinden beklentiye girilmesinden de hoşlanmazlar. Benmerkezci bir talepkarlık söz konusudur. Talepleri karşılanmadığında ise öfke biriktirirler.

              Yani, narsisistin aşkı "ben ve ben" ilişkisidir. Kurduğu ilişkiler, sık sık sönmeye mahkum olan egosunu şişirmeye yöneliktir. Gidene "yas" tutmaz çünkü hiçbir yatırımı yoktur hatta bununla da övünür. Hemen diğerine geçiş yapar.

              Narsistik bir ilişki yaşıyorsanız veya yaşadığınızı düşünüyorsanız öncelikle bu ilişkideki rolünüzü anlamanız önemlidir. Ancak bu farkındalıkla ilişkinin sizin tarafınızdaki dinamiklerini değiştirmeye başlayabilirsiniz. Kendinizi tanıdıkça partnerinizin öz saygısının aslında ne kadar kırılgan olduğunu, kendisiyle ilgili büyüklük, üstünlük düşüncelerinin aslında kendisine içten içe duyduğu öfke ve yetersizlik duygularının bir yansıması olduğunu fark edebilirsiniz. Narsistik kişilik özelliklerine sahip bir kişiyle ilişki yaşıyorsanız psikolojik destek almanız son derece önemlidir.

 

Referanslar:

Anlı, İ. ve Bahadır, G. (2007). Kendilik Psikolojisine Göre Narsistik Ve Sınır Kişilik Bozukluğu. İstanbul Üniversitesi Psikoloji Çalışmaları Dergisi, Cilt 27.

Atay, S. (2009). Narsistik Kişilik Envanterinin Türkçeye Standardizasyonu, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi 11/1.

Kernberg, O.F. (2003). Aşk İlişkileri Normallik ve Patoloji. çev. Yılmaz, A. Ayrıntı Yayınları, İstanbul.