Otizm Spektrum Bozukluğu'nu Tanıyalım

         Günümüzde OSB, DSM V‘te (Amerikan Psikoloji Birliği, 2013), ortamdan bağımsız olarak sosyal iletişim ve sosyal etkileşimde sınırlılıklar, ilgi ve etkinliklerde basmakalıp ve yineleyici davranışlar ile karakterize edilmekte olup, OSB belirtilerinin sosyal hayat, iş hayatı ya da diğer önemli alanlarda klinik düzeyde sınırlılıklara neden olduğu vurgulanmaktadır.

              Literatürde gelişimsel bir yetersizlik olarak tanımlanan OSB, yaşamın erken dönemlerinde başlayan ve yaşam boyu süren, bireyin sözel ve sözel olmayan iletişim ve sosyal etkileşim becerilerini önemli derecede etkileyen karmaşık bir yetersizliktir (Kasari, Freeman ve Paparella, 2006; Whalen ve Schreibman, 2003; Wong, 2013).

              Tanı kriterleri iki çekirdek alanda görülmektedir: Sosyal iletişim ile etkileşim ve tekrarlayan davranış. Artık OSB tanısı, bir hastaya sosyal iletişim alanında en az üç belirti ve sınırlı ilgi/ tekrarlayan davranışlarda en az iki belirti gösterdiği zaman teşhis edilebilmektedir. OSB erkeklerde kız çocuklarına göre daha sık görülür.

              OSB’li çocuklar göz teması, durumlara uygun mimik tepkileri, dikkat, ebeveynleri güvenli bir bağlanma üssü olarak görebilme, empati ve mutluluk gibi olumlu duygulanımlarını paylaşma gibi sosyal duygusal alanlarda çeşitli derecelerde zorluk yaşarlar. Hayali oyun neredeyse yok gibidir. Dil gelişimi çoğunlukla gecikir ve zamirlerin ters kullanımı, kişiye özgü konuşma biçimi oldukça sık görülür. OSB’li çocuklarda dilin kullanımında yaratıcılık ve zenginlik zayıftır. Sözel olmayan iletişim oldukça kısıtlıdır; işaret etmek, jest ve mimiklerin uygun kullanımı, selamlaşma gibi becerilerde ciddi zorluklar yaşarlar. Nezaket ve görgü kuralları gibi toplumsal yazılı olmayan kuralları fark edip, buna uygun tepkiler vermekte zorlanırlar. Kolay öfkelenme ve duygudurum düzenleme ile ilgili zorluklar sıktır.

              Otizm spektrum bozukluğu olan her 10 kişiden birinde çeşitli derecelerde olağanüstü yetenekler bulunmaktadır. Bu durum "savant sendromu" olarak adlandırılmaktadır. Yani otizm spektrum bozukluğu olan tüm çocukların yaklaşık yüzde 10'unda savant sendromu vardır diyebiliriz. Savant sendromu, bir bireyin belirli bir alandaki yeteneğinin, bireyin zeka katsayısı veya genel işleyiş seviyesi göz önüne alındığında beklenenden olağanüstü derecede yüksek olması durumunda teşhis edilir.

              Wetherby ve arkadaşları (2004), 21. ayda OSB’li çocukları normal gelişim gösteren akranlarından ayıran dokuz tehlike işaretini (red flag) tanımlamışlardır. Bu tehlike işaretleri şunlarıdır: Uygun şekilde bakmada yetersizlik; bakışlarda sıcaklık ve eğlenceli ifade yoksunluğu; heyecan ve ilgi paylaşmada yetersizlik; bakış, mimik, jest ve sesleri koordine etmede yetersizlik; ismine tepki vermeme; gösterme davranışında yetersizlik; alışılmamış prozodi (konuşma sırasındaki ton, vurgu ve ezgi) tekrarlayan vücut hareketleri ve objelerle tekrarlayan hareketlerdir. OSB'nin erken teşhisi ve müdahalesi için bu belirtileri gözlemlemek ve çocuk ruh hastalıkları uzmanları veya çocuk nörologlarına başvurmak gereklidir. Unutmayalım ki ne kadar erken teşhis&müdahale o kadar erken tedavi.

              Tedavi noktasında; OSB’li bireyler ve aileleri için bireyselleştirilmiş bir tedavi planı gerekir. Müdahale yaşa, çocuğun durumuna, ek fiziksel ve ruhsal bozukluklara bağlı olarak farklılık gösterebilir. Bu yüzden eğitsel plan çocuğun güçlü ve zayıf yönlerini dikkate alarak hazırlanmalıdır. Otizmde kesin tedavi henüz olası değildir ancak semptomları azaltmada en umut verici yaklaşımlar erken yaşta başlayan eğitsel ve alışkanlık kazandıran yaklaşımlardır. Bu yaklaşımlara aileyi de dahil ederek uygulamanın, tedavide etkili olduğu bilinmektedir.

              Bugün, otizm spektrum bozukluğuna neyin neden olduğu net bilinmemekle birlikte genetik temelli olduğuna ilişkin bulgular vardır. Bunun yanında çevresel faktörlerin de otizme yol açabildiğine ilişkin görüşler söz konusudur. Hem genetik temellerin hem de çevresel faktörlerin etkileri üzerine çok sayıda araştırma yapılmaktadır. Otizmin çocuk yetiştirme özellikleriyle ya da ailenin ekonomik koşullarıyla hiçbir ilişkisi yoktur; bu nedenle otizm spektrum bozukluğuna her çeşit toplumda, farklı coğrafyalarda ve ailede rastlamak mümkündür.

 

              Tarihe baktığımızda çok değerli isimler arasında da otizm rahatsızlığına sahip kişiler bulunuyor. Bu isimlerden bazıları kanıtlanmış olmamakla birlikte; Franz Kafka, Friedrich Nietzsche, Mozart, Van Gogh, Jane Austen gibi..

              Otizmle ilgili izlenebilecek dizi ve filmler: Forrest Gump, Rain Man, Atypical, Whats Eating Gilbert Grape, Temple Grandin

 

Referanslar:

Carr A. The Handbook of Child and Adolescent Clinical Psychology: A Contextual Approach. Routledge; 2013.

Kadak, M. T. Otizm Spektrum Bozuklukları-Güncel Bilgilerimiz Neler?. OSB, 12, 15.

Lai M-C, Lombardo M V, Baron-Cohen S. Autism. Lancet. 2014;383(9920):896-910. https://doi.org/10.1016/S0140-6736(13)61539-1

Myers SM, Johnson CP. Management of children with autism spectrum disorders. Pediatrics. 2007;120(5): 1162-82.

O. D., BÜLBÜLİ, I. A., & ÖZDEMİRİİ, S. (2017). Ortak dikkat becerileri ve otizm spektrum bozukluğu. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 36(1), 195-220.