Oyun, arkadaşlar arasındaki etkileşimi artıran, değişik toplumsal rolleri deneme olanağı veren, ayrıca farklı hareket ve bilişsel becerileri sağlayan bir etkinlik türüdür.

    Günümüzde oyunların kişilik, toplumsal ve duygusal gelişim açısından çocuklar için çok önemli etkilere sahip olduğu kabul edilmektedir. Oyunun, çocuktaki önemli etkilerine bakacak olursak, çocuğun oyun yoluyla bilişsel, duygusal, devinimsel ve toplumsal yetilerini geliştirdiğini görmüş oluruz.

    Piaget’e göre, oyundaki etkin deneme ve yineleme, çocukların yeni durumları ve yaşantıları özümsemesine olanak sağlar.

     Erikson, oyunu duygusal bir laboratuvar olarak görür; çocuk burada çevreyle baş etmeyi öğrenir. Ayrıca çocuğun oyunda toplumsal yaşamı biçimlenir; arkadaşlık kurma, paylaşma, yardımlaşma, başkalarının hakkına saygılı olma, kendi hakkını koruma, cinsel rolünü kavrama, kurallara uyma, gruba alınma, birlikte çalışma, üretme gibi toplumsal gelişim ile ilgili birçok yeteneği kazanır. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda oyunun, çocukları gelecekteki yetişkin rolüne hazırladığını söyleyebiliriz.

     Vygotsky’e göre çocuklar, kendi duygularını düşünmenin ve düzene koymanın yanında, iş birliği yapmayı ve benzeri başka toplumsal becerilerini kısmen toplumsal içerikli oyunlarla kazanırlar.  Peki nedir bu toplumsal içerikli oyunlar?  Çocukların, oyun malzemelerini paylaşıp etkileşim içinde bulundukları, birlikte doğrudan iletişime geçtikleri ve iş birliği halinde davranmalarıdır. Bu tür oyunlar tartışmaya girmek, sorunları ortaklaşa çözmek yolunda birçok olanak sağlar.

      Oyunu farklı bir bakış açısıyla ele alarak yaşıtlar arası ilişkilerin bir incelemesini yapan Parter ise, erken yaş çocuklarının oyunlarında bazı gelişim düzeyleri saptamıştır. Mesela 2 yaş çocuklarının oyununda diğerlerini izlediğini de görebilirsiniz, yan yana oynamakla birlikte doğrudan bir etkileşime girmedikleri oyun türünü de görebilirsiniz. 4-5 yaş çocukları gittikçe artan ölçüde ortaklaşa ve iş birliği içinde oyun özellikleri gösterirler. 5, 6 ve 7 yaş çocukları ise, oyuncakları paylaşmada, kuralları koymada, çatışmaları çözmede, yardımlaşmada ve rollerin değişiminde daha uzun süren etkileşime girebilirler. 4 yaşından başlayarak, okul öncesi çocuklar, üzerinde anlaştıkları kurallara uygun imge ve düşlem paylaşımı içeren “toplumsal konulu oyunlar” oynamaya başlarlar.

     Günümüzdeki araştırma sonuçlarını incelediğimizde çocuk oyunlarının biçimlerinde ve anlamlarında eskiye göre belirgin kültürel değişimler olduğunu görüyoruz. Bu değişimin nedenleri olarak televizyon izlemedeki ve bilgisayar kullanımındaki artış nedeniyle yaşıt etkileşiminin azalması ayrıca yalnız oynanan oyunları destekleyen oyuncakların ve oyunların artması gösterilmektedir.