Psikoz Nedir? Semptomlar ve Teoriler

Psikoz, neyin gerçek neyin gerçek olmadığını ayırt edememe durumudur. DSM-5 Psikotik Bozuklukları 13 ayrı kategoride toplamıştır. Bunlardan en çok bilinen bozukluk ise Şizofrenidir. Peki bu psikotik bozuklukların belirtileri nelerdir? Psikotik semptomlar pozitif semptomlar, negatif semptomlar ve bilişsel eksiklikler olarak ikiye ayrılır.

Pozitif Semptomlardan ilki hezeyanlardır. Hezeyan, bir bireyin doğru olduğuna inandığı, ancak doğruluğu mümkün olmayan ve genellikle imkansız olan fikirlerdir.  Pozitif semptomların ikinci halüsinasyonlardır. Halüsinasyon kişinin gerçek olmayan algısal deneyimler yaşamasıdır. Kişinin gerçek olmayan sesler duyması, gerçek olmayan kişiler ve objeler görmesi halüsinasyonlara örnek olarak gösterilebilir. Üçüncü pozitif semptom ise davranış bozukluklarıdır. Davranış bozuklukları kişilerin tamamen dürtüsel davranması sonucunda oluşan, toplumsal kurallara uymayan bozukluklardır. Örneğin kişinin birdenbire bağırması, zıplaması, kalabalık içinde soyunması ve benzeri davranışları kapsar. Pozitif semptomların sonuncusu ise düşünce ve konuşma bozukluklarıdır. Burada kişiler ne söylediklerini ve nasıl söylediklerini tartamazlar. Konudan konuya atlarlar, söyledikleri şeyler etrafındaki kişiler tarafından anlaşılmaz. Sadece kendilerinin anladığı kelimeler üretirler.

Pozitif belirtilerin tanınması kolaydır, çünkü bunlar normalden belirgin olarak farklıdır. Peki ya negatif semptomlar? Bu semptomlara negatif denmesinin sebebi kişinin açıkça ifade ettiği davranış veya düşüncelerden ziyade, belirli niteliklerinin kaybını içerir. Negatif semptomların ilki sınırlı duygusallıktır, kişi bu durumda duygularını dışarıya belli edemez. İkincisi asosyalliktir, kişi sosyal hayat görevlerine olan motivasyonunu yitirmiştir, düzensiz ve umursamaz davranır. Son semptom olan bilişsel eksiklikler ise temel bilişsel işlevlerin bozukluğunu kapsar. Bu kişiler hafıza ve dikkat gibi bilişsel işlevleri yerine getiremezler. Günlük hayatta edinilen bilgileri akıllarında tutamazlar. Diğer yandan tek bir göreve odaklanamaz ve sürdüremezler.

Psikotik Bozukluklarının nedeni yüzyıllardır araştırmalara konu olmuştur. Bu araştırmalar sonucunda oluşan teorilerden ilk kategorimiz Biyolojik Teorilerdir. Bu teoriler genetik bozukluklar, beyin anormallikleri ve dopamine fazlalığı olarak sınıflandırılabilir. Genetik Yayılım teorisinde yapılan aile ve ikiz araştırmaları sonucu şizofreninin büyük oranda genetik olduğu bulunmuştur. Bu araştırmalara göre tek yumurta ikizleri arasındaki psikoz uyumu %46’dır. Beyindeki yapısal bozukluklar da şizofreniye neden olan diğer bir biyolojik faktördür. Psikotik hastaların beyin yapılarının, olmayanlara göre farklı olduğu da ortaya çıkmıştır. Diğer bir biyolojik faktör ise beynin anne karnında ve doğumdan sonraki kısa sürelik kısımda hasarlar görmesidir, beynin en çok geliştiği bu dönemlerde yaşanan hasarlar büyük hasar verebilir.

İkinci kategorimiz Psikososyal Teorilerdir. Psikososyal Teoriye göre kişinin yaşadığı sosyal hayat ve psikolojik durumu da biyolojik faktörler kadar önemlidir. Genetiğinde kayıtlı olan bu anormallikler sosyal ve psikojik etmenler sayesinde tetiklenebilir veya etkisini yitirebilir. Şizofreni veya diğer psikotik bozukluğa sahip bireylerin düşük sosyal statüye sahip olduğu gözlemlenmiştir. Toplumdan dışlanan bu bireylerin semptomlerı daha çok şiddetlenir ve tedavi süreci de zorlaşır. Bu her ne kadar direk bir neden olmasa da, kişinin ataklarını ve semptomların şiddetini arttırmada büyük rol oynar. Diğer bir yandan, Psikodinamik Teoriye göre, bireyin çocukken yaşadığı travmalar ve ebeveyinleriyle olan kötü deneyimler de psikoza neden olur.           

Bilişsel ve Davranışsal Teorilere göre, beyinsel fonksiyonları düzgün çalışmayan psikoz hastaları dürtülere engel olma, dikkat ve uyum konularında zorluk yaşarlar, bu da bireylerin kısıtlı bilişsel kapasitelerini korumalarına yol açar. Bu yüzden psikozu olan kişiler sosyal hayatlarındaki olaylara sağlıklı tepkiler veremezler.