Resim ve çocuk birbirini tamamlayan ve sürekli değişen dinamik olgulardır. Resim, iletişimin en etkili ve önemli yollarından biridir.  Çocukların kişisel ve sosyal ihtiyaçları bazı sanatsal sembolleri kavramalarıyla yakından ilgilidir. Çocuğun yaptığı çizim ve boyama işlemleri sonucunda oluşan lekeler, çizgi ve şekiller iletişimin belirtileridir (Artut, 2004: 24).

 

              Çocuk, çizdiği resimler aracılığıyla iç dünyasını, bilinçdışı isteklerini, duygularını aktarır. Resim, çocuğun kendi duygu ve düşüncelerinin bir ürünü olduğu için okulöncesi dönemde çok önemlidir. Çocuk resmi, çocuğun zihinsel-duyumsal-devimsel gelişim evrelerine bağlı olarak onun iç dünyasındaki gizli duygularını yansıtır, yaşanmış bir deneyimini anlatır (Samurçay, 2006: 24).

 

              Çocuk resimlerini değerlendirirken, yargılarımızı onun zihinsel düzeyine göre belirlememiz gerekmektedir. 4-6 yaş grubu çocuklarda insan resmi önemli hale gelir. Bu dönemde çocuklar kendilerinin, anne-babalarının, kardeşlerinin ve kendilerine anlamlı gelen diğer kişilerin resimlerini yaparlar. Çocuğun resimlerinde görülen kişilerarası ilişkiler, kendine bakışını da yansıtır. Özellikle çocukların çizdikleri aile resimleri çocuğun; ailesindeki diğer bireylere karşı tutumunu, aile içindeki rolünü, kendini aile içinde nasıl algıladığını ve yetişkinlerle arasında olan problemleri çözme biçimini ortaya koyar (Yalçıntaş-Tarancı ve Darıca, 1999: 1).

 

              Çocuk resimleri bize konu ve figür seçiminde rol oynayan kültürel ve sosyal belirleyicileri de değerlendirme olanağı verir. Sosyalleşme sürecinde olan çocuğun hayatında ailenin yeri büyüktür. Çocukların çizdikleri aile konulu resimler, içinde yaşanılan sosyal çevrenin çocuk üzerindeki etkilerinin belirlenebilmesinde araç olarak kullanılabilir. Yaptığı resimlerde bulunduğu çevrenin özelliklerini veya bulunmak istediği yeri çizebilir. Çocuk bu süreçte, yaşantılarını kullandığı renk ve biçimlerle resimlerinde ifade eder. Çocukların yaptığı aile konulu resimlere bakılarak cinsiyet farklılıkları, aile bireylerinin sosyal etkileşimleri, sosyokültürel farklar, davranış problemleri vb. gibi birçok konu incelenebilir.

 

              Kendi kişisel ayrılıklarımız gibi her çocuğun da öz inancı, öz bir anlatım biçimi vardır. Bu noktada çocuk resmi doğal olması nedeniyle önemli bir yer tutar. Çocuk için resim, zaman zaman dilin yerine geçer. Sözel olarak ifade edemediği olayları resim yoluyla anlatmaya çalışır. Elbette bu davranışlarında hayal gücünün önemli bir etkisi vardır. 6 yaşındaki çocuk, dış dünyaya, olaylara ve nesnelere mantık kuralına bağlı kalmaksızın yaklaşır; kendi dünyasının gerçekleriyle bir anlatıma yönelir .

 

              Çocukların yaptıkları resimler bize sadece onlar hakkında bilgi vermekle kalmaz, aynı zamanda onların düşünce yapılarıyla kendi akranları ve yetişkinlerle olan ilişkilerini de yansıtır. Literatür bilgilerine bakıldığında yapılan aile çizimlerinde, çocuğun ailesindeki bireylere karşı tavır ve tutumu, çocuğun aile içindeki bireyleri ve kendi rolünü nasıl algıladığını yansıttığı ifade edilmektedir.

 

              Resimsel anlatım, psiko-pedagojik süreç içinde çocukları tanımaya yarayan bir veri tabanı olmakla beraber, onun zeka, kişilik, yakın çevre nitelikleri ile iç dünyasınıbizlere yansıtmaya olanak sağlayan bir anlatım aracı olarak büyük önem taşır. Resim aynı zamanda çocuğun yaşadığı ailesel problemler, iletişim problemleri ve duygusal problemleri belirlemede, psikolojide kullanılan projektif bir tekniktir (Serin, 2003: 17).