Hafızanıza ne kadar güvenirsiniz? Sizce anılarımızın hepsi gerçek mi? Hiç daha önceden hatırlamadığınız ama sonradan hatırladığınız bir anınız oldu mu? Aslında hafızamıza çok fazla güvenmememiz gerektiğini hatırlatan bir olgu sahte anı.  Peki sahte anı derken tam olarak neyi kastediyorum? Sahte anı olgusu adı üzerinde, hiç gerçekleşmemiş ama bir şekilde hafızamızda yaşandığına dair bir izlenimimiz olan otobiyografik anılarımızdır (Mendez&Fras, 2011). Sahte anılar tamamen yanlış ya da deformasyona uğramış ve bizim tamamen yanlış hatırladığımız anılarımız olabilirler. Peki sahte anılarımız nasıl oluşur? Bazen beynimiz var olan anılarımızla bize ait oldukları iddia edilen ve çevremizden sık sık maruz kaldığımız yanlış bilgileri bir araya getirir. Böylelikle daha önce anımsamadığımız bir anımızı hatırlamaya başladığımızı hissederiz. Ünlü psikolog Elizabeth Loftus’un “lost-in-the-mall” deneyinde, 24 katılımcıya, kendilerini 4 ve 6 yaşları arasında gerçekleşen dört öyküye maruz kaldılar. Bu dört öyküden üçü gerçek ve biri sahte. Gerçek hikayeleri elde etmek için araştırmacılar katılımcıların akrabalarıyla konuşarak her bir katılımcı için gerçekten yaşanmış üç hikâye elde ettiler. Bu hikayelerin travmatik olmayacak şekilde seçilmesine özen gösterildi. Her aileden, gerçekleşmiş olabilecek ancak gerçekleşmemiş başka bir olayın koşullarını sağlamaları da istendi.

Kurgulanan bu olay alışveriş merkezinde kaybolmalarıyla ilgiliydi. Her katılımcıya bu sahte olayı aileleri tarafından gerçekleşmiş gibi anlatmaları sağlandı. Her aile olayı mantıklı kılabilecek farklı detayları da eklediler. Katılımcılara ise yalnızca çocukluk anılarının ayrıntılarını hatırlama yetenekleriyle ilgili bir araştırmaya katıldıkları söylendi. Her katılımcıya önce akrabalarının özetlediği dört olayın yazılı bir açıklaması gönderildi -üçü gerçek ve biri sahte-. Ardından, kısa süre sonra katılımcılarla röportaj yapıldı. Bu noktada onlara dört anı hatırlatıldı ve onlar hakkında ellerinden geldiğince hatırlamaları istendi. Bir hafta sonraki ikinci görüşmede benzer bir prosedür izlendi. Her iki görüşmenin sonunda katılımcılar anılarının netliğini derecelendirdiler. Daha sonra anılardan birinin yanlış olduğu ortaya çıktı ve hangisinin olduğunu tahmin etmeleri istendi. 24 katılımcıdan 5'i yanlış bir şekilde "alışveriş merkezinde kayıp" olayını gerçek bir anı olarak hatırladı, ancak katılımcılar anlaşılır bir şekilde implante edilen hafızayı çok daha az net buldular. Bu oldukça etkileyici bir oran gibi görünmeyebilir, ancak görüşmelerdeki çok düşük öneri veya zorlama seviyesi düşünüldüğünde, en azından sahte anıların yerleştirme olasılığı olduğunu göstermektedir.

Sonrasında bunun gibi birçok araştırma yapıldı ve sahte anıların yerleşme olasılığı desteklendi. Bir başka deneyde izletilen bir video üzerine sorular sordular ve soruları sorarken kullandıkları kelimeler bile bireylerde izledikleri olayları yanlış yorumlamalarına neden oldu (Detaylarını merak edenler Car-crash deneyi yazarak aratabilirler). Bunlara ek olarak, sahte anı nedeniyle birçok kişi görgü tanığı ifadelerinde yanlış ifade verdikleri için yanlış kişilerin tutuklanmasına neden oldular.

Sonuca gelecek olursak sahte anı olgusu bizlere, hafızamızın çok kırılgan ve sağlam olmadığını bir kez daha hatırlatıyor. Hatırladığımız şeyleri neden hatırladığımız, ya da unuttuğumuz anıları neden unuttuğumuz bile bize kendimizle ilgili birer ipucu veriyor. Bu nedenle bir şeyleri hatırlarken o anıları yeniden inşa ederiz. Bu inşalarımızsa her zaman bizi gerçek bir anıya götürmez.

Referanslar

Blizard, R. A., & Shaw, M. (2019). Lost-in-the-mall: False memory or false defense?. Journal of Child Custody, 16(1), 20-41.


http://www.facebook.com/psyblog. (2016, October 16). Implanting False Memories: Lost in the Mall & Paul Ingram -PsyBlog. Retrieved from Psy Blog website: https://www.spring.org.uk/2008/02/implanting-false-memories-lost-in-mall.php


Mendez, M. F., & Fras, I. A. (2011). The false memory syndrome: Experimental studies and comparison to confabulations. Medical hypotheses, 76(4), 492-496.