Şemalarımız ve Şema Terapi

Şema terapi 1990 yılında Psikolog Jeffrey E. Young tarafından geliştirilen bir psikoterapi yöntemidir. 1960'larda Aaron Beck tarafından geliştirilen Bilişsel Davranışçı Terapinin önde gelen modellerinden biridir.  Şema Terapiye geçmeden önce Bilişsel Davranışçı Terapiyi kısaca özetleyelim:

Bilişsel Davranışçı Terapi, kısaca BDT, kişinin sahip olduğu olumsuz ve sağlıksız düşünceler üzerinde çalışarak uygulanan bir terapi türüdür. Terapist öncelikle danışanına sahip olduğu negatif düşünceleri fark ettirir. Daha sonra danışan ve terapist bu düşünceleri çeşitli rahatlama yöntemleriyle çözmeye çalışır.

Şema Terapide de aynı BDT’de olduğu gibi, danışanın sahip olduğu negatif ve otomatik düşüncelerin düzeltilmesine uğraşılır. Bu negatif düşünceler şema terapide “şemalar” ismiyle karşımıza çıkar.  Şema Terapi BDT’nin aksine daha kapsamlı ve eklektik bir terapi yöntemidir. Eklektik terapi yöntemi birden fazla terapi yönteminin aynı anda kullanılması anlamına gelir. Örneğin şema terapide aynı anda bilişsel terapi, davranışçı terapi, gestalt terapi, psikoanaliz vb. gibi birçok ekol kullanılabilir. Bu sayede kişilik bozukluğu gibi tedavi edilmesi daha zor olan psikolojik rahatsızlıklarda bile şema terapinin çok işe yaradığı ortaya çıkmıştır.

Şema Terapideki “Şema“ Aslında Nedir?

Doğduğumuz andan itibaren, bazı durumlarda anne karnına düştüğümüz andan itibaren yaşadığımız tüm olaylar bizim şemalarımızı oluşturur. Şemalar her şeye dair geliştirilebileceği için sayılarla belirlenemeyecek kadar çok olabilirler: anne şeması, baba şeması, süt şeması, kalem şeması, insan şeması, araba şeması, dostluk şeması vb. Geliştirilen bu şemalar, daha sonra karşılaştığımız durumları anlamada ve yorumlamada bize rehberlik eder. Bir anlamda şemalar temel zihinsel yapılarımızdır.

Şemalar her ne kadar hayatımızı kolaylaştırsalar da, bir o kadar da hayatı bize zindan edebilirler. Bebeklikten itibaren yaşadığımız her hikaye mutlu sonla bitmez. Prenses her zaman prensine kavuşmaz. Terk edilişlerimiz, sevilmeyişlerimiz, istismar edilişlerimiz ve bunlar gibi birçok negatif deneyimi şema ediniriz ve bu şemalar hayatımız boyunca bizi takip eder. Şema terapide kullanılan şema kavramı erken dönemde oluşturduğumuz olumsuz ve işe yaramayan deneyimlerimiz yerine kullanılır.

Şemalar Nasıl Oluşur?

Şemaların oluşumunda birçok faktör vardır. Mizaç ve Çevresel Olaylar bu faktörler ikisidir. Mizaç doğuştan gelir. Genel duygusal yapımız, olaylara karşılık verme biçimlerimiz mizacımızdan gelir. Temel bazı mizaç çeşitleri şu şekildedir: Utangaç – Dışa dönük, Çekingen- Agresif, Sığ Duygusallık- Yoğun Duygusallık, Kaygılı – Korkusuz, Hassas – Dayanıklı. Doğuştan gelen kişilik özelliklerimiz, çevremizdekiler tarafından beslenir veya değiştirilebilir. Bu yönden doğuştan gelen özelliklerimiz ile çevresel faktörler birleşerek şemalarımızı oluşturur.

Şemalarımızın oluşumundaki diğer temel faktör ise çocukluk ve ergenlik döneminde temel ihtiyaçlarımızın karşılanmamasıdır. Çocuklukta giderilmesi gereken temel ihtiyaçlarımız vardır. Bunlar: güvenlik, diğerlerine bağlılık, otonomi, özgüven, kendini ifade edebilme ve gerçekçi limitler. Örneğin ailesi tarafından istismara uğrayan ve şiddet gören bir çocuk kendini hiçbir yerde güvende hissetmez. Ya da ailesinden sevgi ve şefkat görmeyen çocuk yetişkin olduğunda kendisini hep yalnız ve sevgisiz hissedebilir. Sonuç olarak; çevrenin, çocuklukta yaşanılan deneyimlerin ve mizacın etkisiyle şemalarımız oluşur.

Şema Terapide de terapist kişideki şemaları tespit edip, bu şemaları karşılıklı olarak çözmeyi hedefler. Şemalar çocukluk döneminde oluştukları için çözülmesi zor özelliktedir. Bu yüzden şema terapi daha çok kronik kişilik bozukluklarının çözümünde fayda sağlamaktadır. Yazımızı Jeffrey Young’ın şema terapi hakkında söylediği bir sözle bitirmek istiyorum:

“Şema terapi, değiştirilmesi zor, çocukluk ve ergenlik döneminde belirgin kökenleri bulunan psikolojik rahatsızlıklar (borderline kişilik bozukluğu gibi) için tasarlanmış, bilişsel, davranışçı, kişiler-arası ve yaşantısal teknikleri birleştiren, bütünleştirici bir teori ve terapi yaklaşımıdır.” (Jeffrey Young, 2003)