Siklotimik Bozukluk

  Siklotimik bozukluk; psikiyatri alanında tanımlanması ve ayrıntılandırılması en zor bozukluklardan biridir. Siklotimi genellikle erken yaşlarda başlayan, depresyon ve hipo-maninin sık ve kısa döngüleriyle karakterize bipolar bozukluğun bir formudur. Son yıllarda siklotimik bozuklukla ilgili özellikle genetik-ailesel çalışmaların ön planda olduğu göze çarpmaktadır. Siklotimi; erken yaşlarda başlaması, tanısında karşılaşılan zorluklar, klinik görünümünün çeşitliliği, semptomlarının belirlenmesinin güçlüğü, sınırda bir bozukluk olarak kabul edilmesi ve tedaviye başvuruların azlığı gibi nedenlerle yeteri kadar araştırmaya konu olmamıştır. Ancak son yıllarda artan sayıda ve özellikle etiyolojisi ile tanı geçerliliği ve güvenirliliğine yönelik çalışmalar göze çarpmaktadır.

              Siklotimik bozukluk genellikle ergenlikte ya da genç erişkinlikte başlar. Başlangıç yavaş seyirli ve sinsidir. Siklotimik bozukluk en az iki yıl süren sayısız duygudurum dalgalanmalarıyla, aradaki normal duygudurum döneminin günler ve haftalar olduğu, ancak iki ayı geçmediği bir durumla karakterizedir. İlk iki yıl boyunca major depresyon, mani ya da karma dönemin ölçütlerini karşılayacak belirtiler bulunmamaktadır. Psikotik bozukluklar ya da madde kullanımı gibi başka bir bozukluk belirtilerin nedeni olarak gösterilemez ve bu duruma bağlanan işlevsellik kaybı ve sıkıntının ciddi olması gerekmektedir.

              Siklotimide depresif sürecin temel özelliği; rahatsızlığın nedensiz olması ve halüsinasyonların yokluğudur. Hastalar genellikle kendilerini eğlendirebilecek entelektüel yetilerinin kaybolduğundan, kendilerine yakın hissettikleri insanlar ve nesnelere karşı tutumlarının değiştiğinden şikâyetçi olmaktadırlar. Karar vermenin çok zor olduğunu ve yaptıkları her şeyin kendilerine ızdırap verdiğini ifade ederler. İyileşmeyeceklerine katı bir şekilde inanır ve böyle bir atağın tekrar kendilerini bulacağını düşünürler. Siklotimide en fazla görülen fiziksel belirti depresif dönemde sıkça görülen baş ağrılarıdır. Hasta kafasında ve göğsündeki sıkışma hissinden ve kafasının bomboş olduğundan yakınır.

              Siklotimik bozukluklu hastaların kişilerarası ve kendilik imajı üzerine odaklanan terapilerden de faydalanabileceği öne sürülmüştür (Manning ve ark. 1998). Ayrıca bilişsel-davranışçı terapinin siklotimik bozuklukta özellikle duygudurum dalgalanmalarında azalma ve uyku süresinde uzama oluşturarak yararlı olabileceği bildirilmiştir. (Totterdell ve Kellett 2008).

 

Referanslar:

Amerikan Psikiyatri Birliği (2000) Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı, Yeniden Gözden Geçirilmiş Dördüncü Baskı (DSM-IV-TR), (Çev. E. Köroğlu), Hekimler Yayın Birliği, Ankara, 2001.

Dünya Sağlık Örgütü (1992) ICD-10 Ruhsal ve Davranışsal Bozukluklar Sınıflandırması, (Çev. F. Çuhadaroğlu ve ark.), Ankara, Türkiye Sinir ve Ruh Sağlığı Derneği Yayınları

Yüksel N (2006) Duygudurum Bozuklukları. Ruhsal Hastalıklar, Üçüncü Baskı, Yüksel N (Ed), MN Medikal&Nobel, Ankara, s.215.