Travis Vietnam’da sıcak çatışmaların göbeğinde kalıp New York'a döndükten sonra toplumun kendisini yoğurmasına izin vermeyen bir gazi. Şehir hayatına döndükten sonra ciddi adaptasyon sorunları ve içerisinde bulunduğu yoğun travma sonrası stres bozukluğu onun insomnia yaşamasındaki ana etkenler olarak göze çarpıyor. Geceleri asla uyuyamayan Travis taksici olmak için başvuruda bulunur ve kabul edilir. Gecelerini taksicilik yaparak geçiren Travis şehrin pisliğiyle birinci gözden tanışır. Kendisi de çok sağlıklı bir ruh haline sahip olmayan Travis yine de şehrin bu pisliğinin yanında masum kalmaktadır. Yönetmen bu düşünceyi bilinçli olarak aşılıyor aslıda seyirciye. Bizden şehre karşın Travis'in tarafını tutmamızı istiyor ve bunu gerçekten başarıyor.

Taxi Driver

Travis özünde iyi veya kötü değil, ya da en azından filmin kırılma anlarına kadar yönetmen bunu seyirciden çok iyi gizliyor. Travis taksisine bindikçe şehre olan farkındalığı artıyor ve şehrin pisliğine gösterdiği direnç düşüyor. Bu iki olgu gittikçe dengelense bile başlardaki tutarsızlıkları, Travis'in iç dünyasını çok derin etkiliyor ve adeta filmin epik finaline hazırlıyor seyirciyi ve Travis'i. Bu zamana kadar Travis'in eyleme dökemediği, engellemek için çaba sarf etmediği düşünce ve duygularını izletiyor yönetmen bize. Bu eyleme dökemediği düşüncelere örnek olarak her gece gördüğü ve maruz kaldığı, aşırı rahatsız olduğu şehrin pisliğini gösterebiliriz. Travis bu çöpü temizlemeye güdüsel olarak gönüllü fakat kendini o şehir ve şehir hayatından o kadar soyutlamış ki bu baskılaması terazinin ağır basan kısmı.

Filmin ilk kırılma noktası Travis'in Betsy ile tanışması. Bu alışılagelmişin dışındaki kadın Travis'i kendisinin bile tahmin edemeyeceği kadar etkiliyor. Travis'in deyimiyle Betsy "Bu pisliğin ortasında bir melek gibi parlıyordu." Travis artık kendini eylemlerine hazır hissediyor fakat ilk eyleminde Betsy'yi sinemaya porno filmi izlemeye götürünce doğal olarak ters tepiyor. Bu olaydan sonra Travis iyiden iyiye artık kendini şehrin çöpünü temizlemek için görevli görüyor ve kendi gerçek hastalıklı kişiliğiyle tam olarak yüzleşiyor.

Bir gece yine taksideyken arabasına binen bir adam başkan adayından bahseder ve başa gelecek kişinin şehrin pisliğini temizlemesi gerektiğini belirtir. Travis televizyonda bu başkan adayını izlerken başkan adayı "Halk yönetmeye başlıyor, tabanda kıpırdanma hissediyorum." der ve bu sözler Travis'i oldukça etkiler. Bundan sonra iyiden iyiye zihninde bastırdığı karanlığı salma arzusuyla dolup taşan Travis'in taksisine bir gece Iris adında çocuk yaşta fahişeliğe zorlanan bir kız biner. Bu kızı o gece içine düşürüldüğü bataktan kurtaramayan Travis daha sonra bir kez daha şansını dener ve yine başarısız olur. 3. denemesini yapmayı aklına koyduktan sonra içindeki askeri çıkarmaya hazırlanan Travis, bir silah edinir ve yapacağı katliama hazırlanmaya başlar.

Burada ilginç bir ayrıntı var, Travis silahıyla ayna karşısında poz verirken silahı adeta seyirciye doğrultur. Yönetmen bu usta hareketiyle filmin başından beri sempati beslediğimiz Travis'in gözünü kararttığında seyirciyi bile hedef alabilecek bir psikopata dönüştüğünü gösterir. Travis son eylemini planlayıp imajını da bu doğrultuda değiştirdikten sonra silahıyla beraber Iris'in çalıştırıldığı geneleve gider ve adeta bir katliam yaparak küçük kızı bu sefer kurtarır. Bu vahşi eylem sırasında gerçek Travis'i tam olarak görebiliyoruz. Üzerindeki baskıyı kırıp Vietnam'dan sonra zincirlediği psikopatik kişiliğini, eşine az rastlanır vahşilikteki katliamıyla taçlandırıyor usta yönetmen. Sonuç olarak Iris'i kurtaran Travis şehirde bir kahraman olarak karşılanıyor ve film başladığı gibi yağmurlu ve puslu havayı delip geçen taksi farıyla son buluyor.

Siyah Kuğu, Zindan Adası ve Whiplash film analizlerimizi okumak isterseniz ilgili linklere tıklayabilirsiniz. Keyifli okumalar dileriz.