Di Caprio'nun çok iyi oynadığı ve Johnny Deep'in gençliğinde de karizmasını ortaya koyduğu bir film. Filmin çekildiği 1993 yılında johnny depp 30, di caprio ise 19 yaşındaydı.

What's Eating Gilbert Grape - Gilbert'in Hayalleri Konusu

What's Eating Gilbert Grape Filmi genel olarak Gilbert Grape ve 5 kişilik ailesine odaklanmaktadır. Ablası Amy evin annesi gibidir. Evdeki çoğu işi o yapar nizamdan sorumlu kişi de odur. Kız kardeşi Ellen ise ailenin en küçüğü ve en şımarığı olarak diğer aile üyelerine göre filmde ve evde daha pasif bir roldedir. Erkek kardeş Arnie otizm spektrum bozukluğuna sahip bir karakterdir. Arnie’nin bu bozuklukla paralel olarak ne kadar hassas bir çocuk olduğu filmde önemli bir noktadır. Bunu daha ilk sahnelerden biri olan, Arnie'nin çekirgeyi bilerek öldürdükten sonra “Onu öldürdüm” diyerek hıçkıra hıçkıra ağlamasından görüyoruz. Arnie’den genel olarak Gilbert sorumlu.

Filmde Gilbert’ın kardeşine olan yoğun abilik duygusu çok iyi yansıtılmış ve ayrıca oyuncunun Arnie performansı hayatımda izlediğim en iyi oyunculuklardan biri. Anne ise kocası aniden bütün aileyi terk edip gittiğinden beri evden çıkmayan ve sürekli yemek yiyen bir obezite mağduru. Annenin bu davranışını kocasının ani terkinden sonra yaşadığı bir çeşit Travma Sonrası Stres Bozukluğu'na yoruyorum. Filmin başrolü Gilbert ise oldukça derin bir karakter. Babasının gidişinden sonra aileden sorumlu kişi haline gelmiş, erken olgunlaşmak zorunda kalmış. Filmde bunu en iyi anladığım yer, çalıştığı marketin sahibini daha fazla müşteri geleceği konusunda teselli ettikten sonra market sahibinin kendisine “Tıpkı babana benziyorsun.” dediği kısımdı.

Ben filmi iki parçaya ayırıyorum: Gilbert’ın Becky ile tanışmasından öncesi ve sonrası. Filmin ilk yarısında Gilbert’ı kendini ailesine adamış, kendi hayatını ikinci plana atıp ailesi için -özellikle Arnie için- yaşayan bir genç olarak görüyorum. Annesine o kadar derin bir sevgi duyuyor ki, onun aşırı kilolu olduğu gerçeğiyle baş etmek için ara sıra onunla dalga geçerek bir çeşit savunma mekanizması geliştirdiğini düşünüyorum. Annesini sürekli balinaya benzetmesinde bunu görebiliyoruz.

Filmin ilk yarısı bize daha çok Gilbert’ın sorumluluklarından bahsediyor. Örneğin Arnie su deposuna çıktığında onu kurtarabilecek tek kişinin Gilbert olduğunu görüyoruz. Gilbert'ın bu sorumluluklarda boğulurken kendisi hakkında bir şey istemeyi bile düşünmediğini görüyoruz. Bunu filmin ikinci yarısından bir sahnede, Becky ile çimlere uzanıp konuştukları sırada Becky’nin Gilbert’a serbest çağrışıma benzer bir yöntemle, şuan istediğin şeyleri sırala aklına ilk gelenleri söyle hemen, demesinden anlıyoruz. Gilbert bütün ailesi için istediği şeyleri sayıyor fakat kendisi için ne istediği sorulduğunda afallıyor çünkü daha önce düşünmemiş bile. Özellikle bu sahneden sonra artık yaptığı şeyleri kendisini birinci plana alarak yapmaya başlıyor. Ama bence filmin kırılma anı Gilbert’ın arkadaşları ve Arnie ile kafede otururken, camdan Becky ile göz göze geldiği sahne. Bu sahnede Becky ve Gilbert bakışırken arka fonda arkadaşlarının ve Arnie’nin sesleri gelmeye devam ediyor hatta Gilbert’a sesleniyorlar ama Gilbert (belki de hayatında ilk defa) duymuyor bile onları. Bu sahne filmin geri kalanı için büyük bir ipucu barındırıyor: Gilbert’ın artık eskisi gibi ailesi için yaşamayacağını. Bu sık sık gözümüze çarpıyor filmde. Örneğin Becky’nin yanındayken Arnie’yi unutması ve Arnie’nin su deposunun en tepesine kadar çıkması. Arnie, su deposuna önceki çıkışında diyor ki hiç bu kadar yükseğe çıkmamıştım. Ancak bu sahnede en tepesine kadar çıkmış olduğunu görüyoruz. Bu çok güzel bir ayrıntı çünkü o zamana kadar abisi; onun koruyucusu, bakım vericisi, hep bir şekilde engellemişti daha ileri gitmesini. Ancak bu sefer abisi onu unuttuğu için yanında olmadığından en tepesine kadar çıkıyor deponun. Filmin bu yarısında Gilbert’ın kişiliğinin B tipinden A tipine kaydığını söyleyebilirim.

Filmin ilerleyen sahnelerinde Gilbert’ın kişilik gelişimini gözler önüne seren bir sahne daha var. O sahne, annesi üst katta öldükten sonra onu aşağı indiremedikleri için Ellen’ın “Onu sadece vinçle indirebiliriz, herkes dalga geçecek.” demesinden sonra Gilbert’ın “Hayır artık dalga geçmeyecekler.” demesi ve aşırı radikal bir kararla evi yakması. Burada görüyoruz ki eskiden annesiyle bizzat kendisi dalga geçerken artık başkalarının dalga geçmesine izin vermemek için çok zor bir karar alıyor.

What's Eating Gilbert Grape Filminin önemli noktalarından bir diğeri ise Gilbert Arnie’yi banyoda bırakıp gittikten sonra Arnie’nin banyodan çıkmaması ve çok üşümesi, buna bağlı olarak suya karşı bir korku geliştirmesi. Arnie’de oluşan bu travma onun artık sudan uzak durmasına sebep oluyor ve filmin geri kalanında Arnie belirgin olarak pis şekilde dolaşıyor. Ta ki Gilbert’ın ona banyoya girmediği için vurmasından sonra Arnie’nin güvenli yer olarak belirlediği abisinden, yeni güvenli yeri olan Becky’nin yanına kaçması ve onunla beraber suya girerek bu travmasını yenmesine kadar.

Anne de oldukça derin bir karakter. Kocasının ani terki kendisinde ciddi bir travma bırakmış. Bu travmanın izlerini filmin genelinde sık sık görüyoruz ama en önemli sonucu sahip olduğu aşırı kilo. Düşünceme göre kocasının gidişinden sonra yaşadığı TSSB durumu ciddi bir yeme davranışı bozukluğu ortaya çıkarmıştır. Bu bozukluğu Bilişsel-Davranışçı bakış açısıyla da açıklayabiliriz. Annenin kendini yetersiz hissetmesi ve suçlaması sonrası bir daha beğenilmeme korkusuyla geleceğe olan umudunu yitirmesi ve buna müteakiben bir yeme davranışı bozukluğu geliştirmiş olması hem Beck’in bilişsel üçlü öğesine hem de önceki görüşüme paralel. Bunu daha filmin ilk sahnelerinde görüyoruz. Amy annesine yemek hazırladığı sahnede yemeklerin özellikle aşırı yağlı görünüyor olması buna bir işaret. Bu yeme davranışı sonucunda aldığı aşırı kilolar yüzünden bir de agorafobi geliştiren annenin 7 senedir evden çıkmadığı filmde bol bol vurgulanmıştır. Bu agorafobi peşinden aşırı hareketsiz yaşamı getirmiştir. Öyle ki üst kattaki yatağına çıktığı sahnede herkesin çok şaşırmasından uzun süredir yatağına bile çıkmadığını görüyoruz. Bütün bu etmenler annenin gittikçe kilo almasına ve aldığı kiloları verememesine sebep olmuştur.

Filmde annenin agorafobisini sadece bir sefer yenebildiğini görüyoruz: Arnie’nin gözaltında tutulduğu zaman onu kurtarmak için karakola gitmesi. Ben burada derin bir mesaj görüyorum. Kocasının ani terkinin bıraktığı travmadan sonra annenin “Beni terk etmeyin.” demeçlerini sık sık izledik. Bu sefer oğlu Arnie’nin onu terk etme ihtimali söz konusu ve bu korku agorafobisinden daha güçlü gelerek onun evden çıkmasını sağlıyor. Ancak anne karakoldan çıktığı sahnede yoğun stigmatizasyon altında kalıyor, adeta sirkten bir ucube görmüş gibi bütün insanlar etrafına toplanıyor.


Bir ailenin dramasını bol psikolojik alt metin kullanarak derinsel olarak işleyen What's Eating Gilbert Grape Filmi, aynı zamanda zihinsel engelli bir gencin ve obezite mağduru bir annenin yaşadığı sıkıntıları realistik bir çerçeveden acımasızca yüzümüze çarpıyor.

Whiplash Film Analizimizi okumak isterseniz linke tıklayabilirsiniz. Keyifli Seyirler dileriz.